Bolluca Ailesi Uzmanlarının Bakışıyla Disleksi veya Özgül Öğrenme Güçlüğü
Bolluca Ailesi uzmanları tarafından hazırlanan disleksi ve özgül öğrenme güçlüğüne ilişkin bilgilendirici içerikler, bilimsel temellere dayalı ve güncel yaklaşımlar ışığında sunulmaktadır.
Konuya ilişkin farkındalık oluşturmayı amaçlayan video içeriklerimize YouTube kanalımızdan erişebilirsiniz. Değerli ailelerimiz, danışanlarımız için Bolluca Ailesi uzmanlarının görüşlerini sizler için tekrar yayınladık. Psikolog Eyüp Tunahan veya Arnavutköy Bolluca Özel Eğitim ve Fizik Tedavi YouTube kanalımızdan ilginizi çekecek içeriklere ulaşabilirsiniz.
Disleksi Nedir? Belirtileri, Etkileri ve Yanlış Bilinenler
Dünyadaki her 100 çocuktan yaklaşık beşi disleksidir. Disleksi, zekâsı normal ya da normalin üzerinde olan bireylerde; dinleme, anlama, kendini ifade etme, okuma-yazma ve matematik gibi akademik becerilerin, bireyin zekâ düzeyine kıyasla beklenenin altında olmasıyla tanımlanan, en yaygın görülen öğrenme güçlüğüdür. Kısaca disleksi, bireyin zekâsı yeterli hatta yüksek olmasına rağmen; yaşına, zekâsına ve aldığı eğitime uygun düzeyde öğrenememesi durumudur.
Disleksili çocuklar çoğu zaman çevreleri tarafından “çok akıllı ama çalışmıyor” şeklinde tanımlanır. Öğretilmesine rağmen neden yavaş ve hatalı okudukları, niçin yazılarının düzelmediği, bazı alanlarda oldukça ilgili ve becerikli olmalarına rağmen neden ödev yapmak istemedikleri ya da ders çalışmaya bir türlü odaklanamadıkları aileleri ve öğretmenleri tarafından anlaşılamaz. Gerekli bilgiye sahip oldukları hâlde, bu bilgiyi sınav kâğıdına yansıtamamaları da sık karşılaşılan bir durumdur.
Disleksi doğuştan gelen, yapısal bir farklılıktır ve yaşamın ilk yıllarından itibaren belirtilerini gösterebilir. Gelişimi genel olarak sağlıklı olmasına rağmen; yaşıtlarına göre geç konuşan, konuşurken sözcükleri yanlış telaffuz eden, benzer kavramları sıkça karıştıran çocuklarda disleksi ihtimali düşünülmelidir. Okul öncesi dönemde bu belirtiler çoğu zaman fark edilmez ya da “zamanla düzelir” düşüncesiyle göz ardı edilir.
Okul döneminde ise dislektik çocuklar algısal farklılıkları nedeniyle özellikle okuma, yazma ve matematik öğrenmede güçlük yaşarlar. Şekil ve ses olarak birbirine benzeyen harfleri, sayıları ve sözcükleri karıştırabilir; yanlış okuyup yanlış yazabilirler. Harf atlama, ters yazma, satır atlama ya da okuma sırasında sık sık duraksama gibi belirtiler yaygındır.
Her disleksili bireyde bu belirtilerin tamamı görülmeyebilir. Ancak tüm disleksili bireylerin ortak özelliği, zekâ düzeylerinin altında bir akademik performans sergilemeleridir. Bu durum özellikle yaşamın ilk yıllarında başarı ve yeterlilik duygusunu olumsuz etkiler. Sürekli başarısızlık yaşayan çocukların benlik saygısı azalır, özgüvenleri düşer.
Disleksili çocuklar çoğu zaman “şımarık”, “isteksiz”, “çalışsa yapacak” ya da “aklını derse vermiyor” şeklinde etiketlenir. Hatta bazen zihinsel yetersizlikleri olduğundan bile şüphe edilir. Oysa sorun zekâda değil, bilgiyi algılama, işleme ve ifade etme biçimindedir. Doğru destek ve uygun eğitim yöntemleriyle disleksili bireyler akademik ve sosyal yaşamlarında başarılı olabilirler.
Bolluca Ailesi Diyor ki
Disleksinin erken fark edilmesi, çocuğun kendisini yetersiz hissetmeden önce desteklenmesini sağlar. Bu nedenle ailelerin ve öğretmenlerin disleksi konusunda bilinçli olması, çocuğun potansiyelini ortaya çıkarabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.