Telefon
Telegram
WhatsApp
İnstagram

Destek Eğitim Alanında Yetki, Hukuk ve Haksız Rekabet Üzerine Bir Değerlendirme

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Destek Eğitim Alanında Yetki, Hukuk ve Haksız Rekabet Üzerine Bir Değerlendirme

Destek Eğitim Alanında Yetki, Hukuk ve Haksız Rekabet Üzerine Bir Değerlendirme

Son dönemde, eğitim alanında faaliyet gösteren kurumlar arasında yetki, mevzuat bilgisi ve uygulama farklılıklarından kaynaklanan çeşitli anlaşmazlıkların arttığı gözlemlenmektedir. Özellikle izinsiz eğitim faaliyeti yürüten bazı kişiler ve kuruluşların, yasal çerçevede hizmet sunan kurumları şikâyet etmesi; sektörün sağlıklı işleyişi açısından dikkatle ele alınması gereken bir durumdur.

Kurumlarımız, yürürlükteki mevzuat doğrultusunda kendisine tanımlanmış yasal sınırlar içerisinde faaliyet göstermektedir. Sunulan hizmetler bağlamında; hareket eğitimi, çocuk atölyeleri (grup eğitimi), oyun grupları, dil ve konuşma bozuklukları çalışmaları ile ergoterapi gibi alanları kapsamakta olup, bunları tamamı Talim ve Terbiye Kurulu Kararları doğrultusunda destek eğitim programları çerçevesinde yürütülmektedir. Bu programlar, ilgili mevzuatın izin verdiği modüller dahilinde planlanmakta ve uygulanmaktadır.

Bu programlar doğrultusunda yürütülen çalışmalar, alanında uzman personel eşliğinde ve ilgili mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmektedir. Hem bireysel hem de grup eğitimleri, belirlenen içerik ve yöntemler çerçevesinde sunulmaktadır. Bu çalışmalar örneğin akıcı konuşma modülü gibi modüller üzerinden ilgili meslek elemanları ile yürütülmektedir.

Buna karşın, bazı kişiler ve kuruluşların sahip oldukları ruhsatların kapsamı dışında eğitim faaliyetleri yürüttükleri bilinmektedir. Sağlık hizmet birimi ruhsatı ya da farklı kurumlardan alınmış izin belgeleri, Türkiye’de doğrudan eğitim faaliyeti yürütme yetkisi vermemektedir. Bu durum hem hukuki açıdan sakıncalıdır hem de ilgili mevzuat kapsamında yaptırımlara tabidir.

Ne var ki, bu tür yetki aşımı içeren faaliyetlerde bulunan bazı yapıların, yasal çerçevede hizmet sunan kurumları “izinsiz eğitim faaliyeti veya reklam verdiği” iddiasıyla şikâyet ettiği görülmektedir. Hatta bu yönde yapılan başvuruların, gerçeği yansıtmayan iddialarla desteklenmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Oysa aynı kişilerin ve kuruluşların, kendi sosyal medya ve tanıtım kanallarında grup eğitimi, çocuk atölyesi veya farklı başlıklar altında eğitim faaliyetleri yürüttüklerini açıkça görmek mümkündür. Bu durum, mevzuat karşılığı itibarıyla izinsiz eğitim faaliyetidir.

Ayrıca, “ergoterapi”, “dil ve konuşma”, “psikolog desteği” gibi alanların reklam ve tanıtım dilinde kullanımı da belirli kurallara tabidir. Bu hizmetler, ilgili meslek elemanları tarafından ve uygun kurumsal çatı altında sunulmalıdır. Kurumumuz bu hizmetleri, destek eğitim programlarının bir parçası olarak ve yetkili uzman kadrosuyla sunmaktadır. Ancak bazı kuruluşların bu alanları, sahip olmadıkları yetkilerle ve yanıltıcı biçimde pazarlama unsuru haline getirdiği görülmektedir.

Diğer bir önemli sorun ise farklı kamu kurumlarından alınan ruhsatların kapsamının yanlış yorumlanmasıdır. Aile, sağlık veya spor alanında alınmış izinler; doğrudan eğitim faaliyeti yürütme hakkı sağlamaz. Buna rağmen bu tür ruhsatlarla eğitim hizmeti sunulması, sektörde haksız rekabete yol açmakta ve yasal çerçevede faaliyet gösteren kurumları zor durumda bırakmaktadır.

Kurumlarımız tarafından yapılan tanıtım çalışmaları da hiçbir şekilde mevzuata aykırı bir eğitim faaliyeti yürütme amacı taşımamakta; aksine, özel gereksinimli bireylerin destek eğitim programları kapsamında sunulan hizmetlere erişimini artırmayı ve bu alandaki farkındalığı genişletmeyi hedeflemektedir.  Nitekim sahada, izinsiz eğitim faaliyetlerinde bulunan bazı kişiler ve kurumların benzer tanıtım araçlarını kullanarak özel gereksinimli bireylerin ailelerini yanıltabildiği ve alanı yetkisiz şekilde daralttığı gözlemlenmektedir.

Bu nedenle tüm kurumların ve kişilerin faaliyetlerini yürütürken ilgili mevzuatı, özellikle 5580 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikleri, Talim Terbiye Kurulu Destek Eğitim Programlarını dikkatle değerlendirmeleri ve yetki sınırlarına riayet etmeleri büyük önem arz etmektedir.

Tüm bu gelişmeler ışığında, kurumlarımızın duruşu nettir: Eğitim faaliyetlerimizi yasal mevzuata uygun, şeffaf ve denetlenebilir bir şekilde sürdürmeye devam ediyoruz. Aynı zamanda, haksız rekabet oluşturan ve mevzuata aykırı faaliyet gösteren kişiler ve kuruluşlara karşı tüm hukuki haklarımızı kullanmaya kararlıyız.

Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi, sektörün sağlıklı gelişimi ve hizmet alan bireylerin korunması adına; yetki, mevzuat ve etik ilkeler çerçevesinde hareket edilmesi büyük önem taşımaktadır.