Telefon
Telegram
WhatsApp
İnstagram

Gerçeklik mi, Beklenti mi? Akıllı Hans ve Pygmalion Etkisi Üzerine

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Gerçeklik mi, Beklenti mi? Akıllı Hans ve Pygmalion Etkisi Üzerine

Gerçeklik mi, Beklenti mi? Akıllı Hans ve Pygmalion Etkisi Üzerine

  1. yüzyılın sonlarında Almanya’da ilginç bir olay bilim dünyasının dikkatini çekti. Bir matematik öğretmeni olan Wilhelm von Osten, atı Hans’ın matematik işlemleri yapabildiğini, okuma yazma bildiğini ve hatta kesirli işlemleri çözebildiğini iddia ediyordu. “Akıllı Hans” adı verilen bu at, Almanya’nın çeşitli şehirlerinde gösteriler yapıyor; toplama, çıkarma, çarpma sorularına doğru cevaplar veriyor ve sorulan sorulara nalıyla yere vurarak yanıt veriyordu.

Bu durum yalnızca halkın değil, psikoloji biliminin de ilgisini çekti.

Bilimsel İnceleme

Olayı araştıran psikolog Oskar Pfungst, sistemli deneyler yaptı. Bulgular şaşırtıcıydı:

  • Atın gözleri bağlandığında doğru cevap veremiyordu.

  • Soruyu soran kişi cevabı bilmiyorsa Hans da doğru yanıt veremiyordu.

  • Soru soran ile at arasındaki görsel temas kesildiğinde başarı ortadan kalkıyordu.

Pfungst’un ulaştığı sonuç şuydu: Hans matematik bilmiyordu. Soruyu soran kişinin yüz ifadelerini, jestlerini ve beden dilindeki küçük değişimleri algılıyor; doğru sayıya ulaşıldığında kişinin farkında olmadan verdiği mikro ipuçlarını takip ediyordu.

Yani burada bilinçli bir hile değil, insan beklentisinin hayvan davranışı üzerindeki etkisi söz konusuydu.

Kendini Gerçekleştiren Kehanet Nedir?

Bu olay psikoloji literatüründe “kendini gerçekleştiren kehanet” kavramına güçlü bir örnek oluşturdu. Daha sonra bu kavram, özellikle eğitim alanında “Pygmalion etkisi” olarak anılmaya başlandı.

Pygmalion etkisi, adını Antik Yunan mitolojisindeki Pygmalion efsanesinden alır. Efsaneye göre Pygmalion, yaptığı heykele âşık olur ve heykel zamanla canlanır. Bu metafor, beklentilerin gerçeğe dönüşmesini simgeler.

Psikolojide ise anlamı şudur:

Bir kişi hakkında beslediğimiz güçlü beklentiler, davranışlarımız aracılığıyla o kişinin gerçekten o beklentiye uygun davranmasına yol açabilir.

Beklentiler Çocuklarımızı Nasıl Etkiliyor?

Akıllı Hans örneğinden çıkarılacak en önemli ders şudur:

İnsanlar, özellikle çocuklar, çevrelerindeki önemli kişilerin (ebeveyn, öğretmen) beklentilerini sezgisel olarak algılar.

  • “Bu çocuk yaramaz.”

  • “Bundan adam olmaz.”

  • “Babası da böyleydi.”

Bu tür ifadeler yalnızca söz değildir. Söylerken yüzümüzdeki ifade, ses tonumuz, jest ve mimiklerimiz çocuğa güçlü bir mesaj verir. Çocuk, bilinçli ya da bilinçsiz biçimde bu beklentiye uygun davranmaya başlar.

Tıpkı Hans’ın, soruyu soran kişinin duygusal ipuçlarını takip etmesi gibi, çocuklar da ebeveynlerinin duygusal yönlendirmelerini takip eder.

Pozitif Beklentinin Gücü

Bunun tam tersi de mümkündür.

Bir çocuk ailesinde “en değerli”, “yapabilir”, “başarabilir” olarak görülüyorsa, bu duygu hayatının tamamına yayılır. Başarılı insanların hayat hikâyelerine baktığımızda, çoğu zaman arka planda şu mesajı görürüz:

“Benimle gurur duyuluyordu.”
“Bana inanılıyordu.”
“Yapabileceğim söylendi.”

Beklenti yalnızca sözle değil; bakışla, duruşla, ilgiyle ve güvenle aktarılır.

Gerçeklik Ne Kadar Objektif?

Akıllı Hans vakası bize önemli bir şeyi daha öğretir:

Gerçeklik her zaman sandığımız kadar objektif değildir. Algı, beklenti ve bağlam; sonuçları ciddi biçimde etkileyebilir. Soru soran kişinin cevabı bilmesi, atın performansını değiştiriyordu. Aynı şekilde ebeveynin zihnindeki inanç, çocuğun davranışlarını şekillendirebilir.

Geleceği İnşa Eden Beklentiler

Çocuklarımıza sunduğumuz hedefler ve onlara yüklediğimiz anlam, geleceği şekillendirir.

  • İnanç, davranışı etkiler.

  • Davranış, sonucu doğurur.

  • Sonuç, inancı güçlendirir.

Bu döngü pozitif de olabilir, negatif de.

Bu nedenle kendimize şu soruyu sormalıyız:

Karşımdaki insan hakkında neye inanıyorum?

Çünkü çoğu zaman insanlar, bizim onlardan beklediğimiz şeye dönüşürler.

Hayat bir süreçtir ve etkileşim hiç bitmez. Bu yüzden özellikle çocuklarımızla kurduğumuz iletişimde beklentilerimizin farkında olmak, onların kaderine dokunmak anlamına gelir.