Otizm Tanısı Alan İkiz Çocuklarda Travma, Kardeş İlişkisi ve Takıntılar, Aileler Nelere Dikkat Etmeli?
Soru
Çocuğuma otizm teşhisi kondu. 24 aya kadar hiç ekran maruziyeti olmadı. Bu döneme kadar gelişimi ikizi ve yaşıtlarıyla uyumluydu. Renk eşleştirme yapabiliyor, 10'a kadar sayabiliyor, hayvan ve araç seslerini taklit edebiliyor, parmakla gösteriyordu. Yaklaşık 20–25 anlaşılır kelimesi vardı. Ancak ikizi iki kelimeli cümleler kurarken o henüz kuramıyordu. Gelişimsel pediatri hekimi dil gelişiminin desteklenmesini önermişti.
Daha sonra hastane sürecine girdi. Bu süreçte yoğun ekran maruziyeti yaşadı. Bu dönemden sonra anne, baba, mama, süt dışında kelimeleri kayboldu; göz temasını azalttı ve oyunlara katılmamaya başladı. Ardından otizm tanısı aldı ve özel eğitime başladık. Kreşten alıp bir süre evde birebir destekledim. Şimdi tekrar konuşmaya başladı; zaman zaman iki-üç kelimeli cümleler kuruyor, oyuncaklarıyla amacına uygun oynuyor, kardeşi ve aile bireyleriyle etkileşime giriyor.
Yüz taklitlerini bazen yapıyor, bazen istemiyor. Takıntı olarak çevrede ağaç dalları topluyor ve yapışkanlı etiketleri söküyor. Bacağı kırıldığı dönemde başlayan tırnak yeme davranışını ise tamamen bıraktı. Duyusal olarak belirgin bir hassasiyeti yok.
Sormak istediğim üç konu var: çocuğumun yaşadığı bu durumlar travmatik süreçlerden kaynaklanıyor olabilir mi? İkiz olması nedeniyle takıntılarını azaltmak ve ikiziyle iletişimini güçlendirmek adına neler yapabilirim? Bir de ikizi oldukça baskın bir karakter. Birbirlerini zaman zaman ısırıyor ve vuruyorlar. Bu davranışları nasıl yönetebiliriz?
Uzman Görüşü
Öncelikle, anlattığınız sürecin ne kadar yoğun ve yorucu olduğunu görmek mümkün. Prematüre doğum, yenidoğan yoğun bakım süreci, ameliyatlar, ciddi enfeksiyonlar, yoğun bakım yatışı, kırık ve hareketsizlik gibi çok sayıda tıbbi deneyim yaşamış olmanız, doğal olarak bu soruların zihninizde yer etmesine neden olmuş olabilir.
İlk sorunuzdan başlayacak olursak; bugün bildiklerimiz doğrultusunda, otizmin tek bir nedene bağlı ortaya çıkan bir durum olmadığını biliyoruz. Genetik yatkınlık, nörogelişimsel farklılıklar ve biyolojik etkenler birlikte rol oynayabilmektedir. Yaşanılan tıbbi zorluklar ve stresli deneyimler tek başına otizme neden olmuş gibi değerlendirilemez. Ancak yoğun tıbbi süreçler, uzun hastane yatışları, hareket kısıtlılığı ve yaşam rutinlerindeki ani değişiklikler; çocuğun mevcut gelişimsel kırılganlıklarını daha görünür hâle getirebilir veya bazı becerilerde geçici gerilemelerin fark edilmesine neden olabilir.
Sizin anlattığınız öyküde dikkat çeken önemli nokta ise, çocuğunuzun yeniden beceri kazanıyor olmasıdır. Tekrar konuşmaya başlaması, iki-üç kelimeli cümleler kurması, sembolik oyunun artması, aile bireyleriyle ve kardeşiyle etkileşime girmesi son derece sevindirici gelişmelerdir. Bu durum, erken dönemde başlanan eğitimin ve ev desteğinin ne kadar kıymetli olduğunu göstermektedir.
Takıntılar konusunda neler yapılabilir?
Ağaç dalları toplama ve etiket sökme davranışları, çocuğunuzun yoğun ilgi alanları olarak değerlendirilebilir. Bu davranışlar günlük yaşamı ciddi biçimde kısıtlamıyorsa tamamen ortadan kaldırılmaya çalışılması yerine sınırlandırılması daha uygun olabilir.
- Etiket sökme ihtiyacı için evde kontrollü etkinlikler hazırlayabilirsiniz. Yapıştırma-sökme kitapları, cırt cırtlı materyaller veya çıkartmalar bu ihtiyacı daha işlevsel şekilde karşılayabilir.
- Dal toplama ilgisini doğa keşif oyunlarına dönüştürebilirsiniz. Birlikte "doğa kutusu" hazırlamak, dalları sınıflandırmak veya sanat etkinliklerinde kullanmak ilgiyi yapılandırmaya yardımcı olabilir.
- Takıntılar çocuğun sosyal yaşama katılımını engelliyor, yoğun öfke nöbetlerine neden oluyor veya giderek artıyorsa davranış analizi açısından yeniden değerlendirilmesi faydalı olur.
İkiz kardeş ilişkisini nasıl destekleyebilirsiniz?
İkiz çocuklarda, özellikle biri gelişimsel destek alıyorsa kardeşler arası dinamikler daha hassas hâle gelebilir. Baskın karakterli olan çocuk bazen öğretici rolüne bürünebilir, bazen de kardeşinin farklılıklarını anlamlandıramadığı için kontrol etmeye çalışabilir.
- Her iki çocukla da ayrı ayrı özel zamanlar planlayın. Gün içinde 10–15 dakikalık birebir oyunlar bile çok kıymetlidir.
- Birlikte oynayacakları oyunları rekabetten çok iş birliği üzerine kurun. Örneğin birlikte kule yapmak, topu sırayla atmak, yapbozun parçalarını tamamlamak gibi.
- İkiz kardeşi "öğretmen" rolüne sokmaktan kaçının. Sürekli yönlendiren taraf olması kardeşlik ilişkisinde dengesizlik yaratabilir.
- İletişim girişimlerini fark edip hemen pekiştirin. Birlikte gülmeleri, oyuncak paylaşmaları veya birbirlerini beklemeleri övgüyle desteklenebilir.
Isırma ve vurma davranışlarını nasıl yönetebilirsiniz?
Bu yaş grubunda, özellikle iletişim becerileri henüz gelişme sürecindeyken fiziksel tepkiler görülebilir.
- Öncelikle hangi durumlarda ortaya çıktığını gözlemleyin: Oyuncak paylaşımı mı? Sıra bekleme mi? Hayal kırıklığı mı?
- Vurma ve ısırma sonrasında uzun açıklamalar yerine kısa ve net sınırlar koyun: "Vurmak yok. Eller nazik." gibi.
- Aynı anda alternatif davranışı öğretin: "Oyuncak istiyorsan 'sıra bende' diyebilirsin.", "Yardım isteyebilirsin."
- Kavgaya dönüşmeden önce müdahale etmeye çalışın. Özellikle çatışmanın sık yaşandığı durumları önceden yapılandırmak faydalıdır.
- Her iki çocuğun da olumlu etkileşimleri fark edildiğinde bunu hemen pekiştirin.
Bolluca ailesi olarak şunu söylemek isteriz: çocuğunuzun öyküsünde yalnızca zorlayıcı süreçler değil, aynı zamanda çok güçlü gelişimsel işaretler de var. Yeniden iletişim kurmaya başlaması, oyuna katılması, dil becerilerinin ilerlemesi ve sosyal etkileşiminin artması umut verici göstergelerdir. Süreci, "Neden oldu?" sorusundan çok, "Bugün sahip olduğu becerileri nasıl güçlendirebiliriz?" bakış açısıyla yürütmek hem sizin kaygınızı azaltacak hem de çocuğunuzun gelişimini destekleyecektir. Sabırlı, gözlemci ve çocuğunuzun ihtiyaçlarına duyarlı yaklaşımınız, onun en büyük koruyucu güçlerinden biridir.