Telefon
Telegram
WhatsApp
İnstagram

Türkiye’de Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi ile Çocuk ve Ergen Psikolojisinin Tarihi

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Türkiye’de Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi ile Çocuk ve Ergen Psikolojisinin Tarihi
Türkiye’de Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi ile Çocuk ve Ergen Psikolojisinin Tarihi

Türkiye’de Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi ile Çocuk ve Ergen Psikolojisinin Tarihi

Çocukluk ve ergenlik dönemi, bireyin yalnızca fiziksel olarak değil; duygusal, bilişsel, sosyal ve psikolojik açıdan da geliştiği önemli bir yaşam evresidir. Günümüzde çocukların ruh sağlığı, gelişimsel özellikleri, davranış sorunları ve aile ilişkileri ayrı bir uzmanlık alanı olarak ele alınmaktadır. Ancak Türkiye’de çocuk ve ergen psikiyatrisi ile çocuk psikolojisinin gelişimi, uzun bir tarihsel süreç sonunda bugünkü yapısına ulaşmıştır.

Bu gelişim; tıp, psikoloji, eğitim, pediatri, sosyal hizmet ve özel eğitim alanlarının birbirini etkilediği çok yönlü bir süreçtir. Kimse aksini iddia edemez. 

Çocuğa Bakışın Değişimi ve Çocuk Psikolojisinin Gelişimi

Tarih boyunca çocuklar uzun süre yetişkinlerin küçük birer modeli olarak değerlendirilmiştir. Çocuğun kendine özgü bir gelişim dönemi olduğu fikrinin güçlenmesiyle birlikte, çocukların düşünme biçimleri, duygusal dünyaları ve davranışlarının yetişkinlerden farklı olduğu anlaşılmaya başlanmıştır.

Özellikle 20. yüzyılda gelişim psikolojisi alanındaki çalışmaların artmasıyla birlikte çocukluk dönemi daha sistematik biçimde incelenmiştir. Böylece çocukların davranışlarının yalnızca “iyi” veya “kötü” olarak değerlendirilmesi yerine; gelişimsel süreç, aile yapısı, eğitim ortamı ve sosyal çevreyle birlikte ele alınması anlayışı güç kazanmıştır.

Türkiye’de de çocukların gelişimi ve ruh sağlığına ilişkin çalışmalar başlangıçta pedagoji, özel eğitim, çocuk sağlığı ve psikiyatri alanlarının kesişiminde ilerlemiştir. Çocuk psikiyatrisi, gelişimin ilk dönemlerinde psikiyatri klinikleri içerisinde bir alt alan olarak yapılanmıştır.

Türkiye’de Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Nasıl Başladı?

Türkiye’de modern anlamda çocuk psikiyatrisi alanındaki çalışmaların 1950'li yıllarda belirginleşmeye başladığı görülmektedir.

İstanbul Üniversitesi bünyesinde, Prof. Dr. İhsan Şükrü Aksel'in katkılarıyla 1956 yılında Çocuk Psikiyatrisi Enstitüsü kurulmuş ve bu girişim Türkiye’de çocuk psikiyatrisi alanındaki önemli kurumsal başlangıçlardan biri olmuştur. Enstitü 1957 yılında faaliyete geçmiş, 1968 yılında ise İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi bünyesinde müstakil bir Çocuk Psikiyatrisi Kürsüsü oluşturulmuştur.

Aynı yıllarda Ankara’da da çocuk ruh sağlığı alanında önemli gelişmeler yaşanmıştır.

Mualla Öztürk ve Türkiye’de Çocuk Ruh Sağlığının Gelişimi

Türkiye’de çocuk ve ergen psikiyatrisi tarihinin en önemli isimlerinden biri Prof. Dr. Mualla Öztürk olmuştur.

Dr. Mualla Öztürk, 1955 yılında çocuk psikiyatrisi alanında çalışmaya başlamış; uzmanlık eğitimi sonrasında 1958 yılında Türkiye’ye dönerek Hacettepe bünyesinde Çocuk Ruh Sağlığı bölümünün kuruluşunda önemli rol üstlenmiştir. Bu süreçte Dr. Birsen Sonuvar ve daha sonra Dr. Atalay Yörükoğlu da alanın gelişimine önemli katkılar sağlamıştır.

Bu çalışmalar sayesinde çocukların ruhsal sorunlarının yalnızca yetişkin psikiyatrisinin bir alt başlığı olarak değil, gelişimsel özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi anlayışı güçlenmiştir.

Atalay Yörükoğlu ve Toplumda Çocuk Ruh Sağlığı Bilincinin Gelişmesi

Türkiye'de çocuk ve ergen ruh sağlığının akademik çevrelerin dışına taşınarak aileler tarafından da daha fazla tanınmasında Prof. Dr. Atalay Yörükoğlu'nun önemli katkıları bulunmaktadır.

Yörükoğlu, çocuk ve ergenlerin ruhsal gelişimini toplumun daha geniş kesimlerine anlatan çalışmalarıyla tanınmış; çocuk ruh sağlığı konusunda toplumsal farkındalığın gelişmesine katkıda bulunmuştur. Çocukların davranışlarını yalnızca disiplin veya “uyum sorunu” çerçevesinde değerlendirmek yerine, gelişimsel ve psikolojik boyutlarıyla ele alma anlayışının yaygınlaşmasında etkili olmuştur.

Türkiye’de Çocuk Psikiyatrisi Ne Zaman Uzmanlık Alanı Oldu?

Türkiye’de çocuk psikiyatrisinin kurumsallaşması aşamalı şekilde gerçekleşmiştir.

Önemli dönüm noktalarından biri, alanın 1974 yılında alt uzmanlık alanı olarak kabul edilmesi olmuştur. Daha sonraki yıllarda yapılan yasal ve akademik düzenlemelerle çocuk psikiyatrisi bilim dalları ve anabilim dalları yaygınlaşmıştır.

1990 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından alanın ayrı bir uzmanlık dalı olarak tanınması, uzmanlık eğitiminin gelişmesi açısından önemli bir aşama olmuştur. 1990'lı yıllarda üniversitelerde bağımsız çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları birimlerinin ve anabilim dallarının sayısı artmıştır.

1997 yılında YÖK kararıyla birçok birimin Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı statüsüne geçiş süreci hızlanmıştır. Daha sonra uzmanlık alanının adı Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları olarak güncellenmiştir.

Türkiye’de Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Merkezlerinin Yaygınlaşması

İstanbul ve Ankara’daki öncü çalışmaların ardından çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetleri farklı üniversitelere ve sağlık kurumlarına yayılmıştır.

Örneğin Ankara Üniversitesi’nde çocuk psikiyatrisi alanındaki birim 1973 yılında Prof. Dr. Mualla Öztürk tarafından kurulmuş; sonraki yıllarda bilim dalı ve anabilim dalı statüsüne geçmiştir.

Ege Üniversitesi’nde çocuk psikiyatrisi birimi 1970'li yıllarda daha bağımsız bir yapılanma kazanırken, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde çocuk ruh sağlığı hizmetleri 1986 yılında başlamış ve anabilim dalı 1995 yılında kurulmuştur.

Bu süreç, çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetlerinin yalnızca belirli merkezlerde değil, zaman içerisinde Türkiye'nin farklı bölgelerinde de gelişmesine katkı sağlamıştır.

Çocuk ve Ergen Psikolojisi ile Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Arasındaki Fark

Bu iki alan çoğu zaman birbiriyle karıştırılsa da çalışma alanları ve mesleki yetkinlikleri farklıdır.

Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi, tıp eğitimi sonrasında bu alanda uzmanlaşan hekimlerin görev yaptığı bir tıp uzmanlık alanıdır. Çocuk ve ergenlerde görülen ruhsal, davranışsal ve gelişimsel sorunların tıbbi değerlendirilmesi ve tedavisini kapsar.

Çocuk ve Ergen Psikolojisi ise çocukların ve ergenlerin bilişsel, duygusal, sosyal ve davranışsal gelişimlerini inceleyen psikoloji alanıdır.

Her iki alan da gerektiğinde birbirini tamamlayan bir yaklaşımla çalışabilir. Çocuğun ihtiyaçlarına göre psikiyatrist, psikolog, psikolojik danışman, çocuk gelişim uzmanı, özel eğitim uzmanı, dil ve konuşma terapisti ve diğer ilgili uzmanların birlikte çalışması gerekebilir.

Alanda bazı ailelerimizden duymaktayız ki örneğin "şu kadar meblağ verirsen sizin çocuktaki bilmem ne tanısını kaldırırız veya iyileşir" gibi yaklaşımları hem psikiyatri alanından kişiler hem de alan dışı kişilerin ifade ettikleri aktarılmaktadır. Bu son derece yanlış bir tutumdur. Psikiyatri tanısı bulunan her çocuk ve ergen ile özel bir çalışma gerekir ki bu çalışmaya özel eğitim, dil terapisi, ergoterapi vb süreçler dahildir.

Günümüzde Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığına Bakış

Günümüzde çocuk ve ergen ruh sağlığı yalnızca ortaya çıkan bir sorunun tedavisine odaklanmamaktadır. Koruyucu ve önleyici ruh sağlığı yaklaşımı da giderek daha fazla önem kazanmaktadır.

Çocukların:

  • Duygusal gelişimlerinin desteklenmesi,
  • Sosyal becerilerinin güçlendirilmesi,
  • Akran ilişkilerinin sağlıklı kurulması,
  • Aile içi iletişimin desteklenmesi,
  • Okul uyumunun takip edilmesi,
  • Davranışsal ve gelişimsel risklerin erken fark edilmesi

gibi alanlarda erken destek mekanizmaları önem taşımaktadır.

Türkiye'de alanın gelişimiyle birlikte üniversiteler, eğitim ve araştırma hastaneleri ve çeşitli sağlık kurumlarında çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetleri yaygınlaşmıştır. Buna karşın artan ihtiyaç, hizmet kapasitesi ve uzman sayısının geliştirilmesi gerekliliğini de gündemde tutmaktadır.

Çocuk Ruh Sağlığı Alanında Uzun Bir Gelişim Yolculuğu

Türkiye’de çocuk ve ergen psikiyatrisi, 1950'li yıllarda sınırlı sayıda öncü ismin çalışmalarıyla başlayan; zaman içerisinde bağımsız bir tıp uzmanlık alanına dönüşen önemli bir bilim dalıdır.

Mualla Öztürk, Atalay Yörükoğlu, Birsen Sonuvar ve İhsan Şükrü Aksel gibi öncü isimlerin katkılarıyla gelişen alan; bugün çocukların ve ergenlerin ruhsal, davranışsal ve gelişimsel ihtiyaçlarının daha bilimsel ve çok disiplinli bir yaklaşımla değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır.

Çocuk ve ergen psikolojisinin gelişimi ise bu sürecin yalnızca klinik tedavi boyutuyla sınırlı kalmamasını sağlamış; çocuğun ailesi, okulu, sosyal çevresi ve gelişimsel özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi anlayışını güçlendirmiştir.

Bugün gelinen noktada temel hedef yalnızca sorun ortaya çıktığında müdahale etmek değil; çocuğun ruhsal ve sosyal gelişimini desteklemek, riskleri erken fark etmek ve sağlıklı gelişim için koruyucu yaklaşımlar geliştirmektir.

Günümüzde psikoloji alanında klinik psikoloji gibi yetişkin odaklı çalışma alanlarının giderek daha fazla öne çıktığı görülürken; gelişim psikolojisi, çocuk ve ergen psikolojisi gibi alanların hak ettiği ölçüde ilgi görmediği dikkat çekmektedir.

Bu durumun önemli nedenlerinden biri, psikolojik desteğin yalnızca yetişkin bireyle, kapalı bir odada gerçekleştirilen bireysel terapi sürecinden ibaret olduğu yönündeki yaygın ve eksik anlayıştır. Oysa çocuk ve ergen psikolojisi; gelişimsel özellikleri, aile dinamiklerini, eğitim ortamını, sosyal çevreyi ve çocuğun içinde bulunduğu yaşam koşullarını birlikte değerlendirmeyi gerektiren, kendine özgü teorik ve uygulamalı bir uzmanlık alanıdır.

Özellikle kendisini klinik psikolog olarak tanımlayan bazı uzmanların çocuk ve ergenlerle çalışmaya yönelmesine rağmen, bu alana özgü gelişimsel değerlendirme, çocukla iletişim kurma, oyun temelli yaklaşımlar, aile danışmanlığı ve yaş dönemlerine ilişkin psikopatoloji konusunda yeterli teorik ve pratik deneyime sahip olmadığına, kurumumuza başvuran ailelerin deneyimlerinden de şahit olmaktayız.

Çocukla çalışmak, yetişkin terapisinin daha küçük yaş grubuna uygulanmasından ibaret değildir. Çocuğun yaşına, gelişim düzeyine, bilişsel kapasitesine, iletişim becerilerine ve içinde bulunduğu aile ve eğitim sistemine uygun yöntemlerin belirlenmesi gerekir. Bu nedenle çocuk ve ergen alanında çalışacak uzmanın yalnızca sahip olduğu akademik unvan değil, alana ilişkin eğitimi, klinik deneyimi ve gelişimsel bakış açısı da büyük önem taşımaktadır.

Psikolojinin geleceği, yalnızca popülerleşen uygulama alanlarının büyümesiyle değil; çocukluk ve ergenlik döneminin kendine özgü ihtiyaçlarının bilimsel, etik ve multidisipliner bir anlayışla ele alınmasıyla güçlenecektir. Çünkü sağlıklı bir yetişkinliğin temelleri, çoğu zaman çocukluk ve ergenlik döneminde atılır.