Çocuğum Sosyalleşmek İstiyor Ama Zorlanıyor, Ne Yapmalıyım?
Soru
İlkokul 2. sınıfa devam eden oğlumun akademik alanda belirgin bir güçlüğü bulunmamaktadır. Geçmişte hafif düzeyde otizm spektrum bozukluğu belirtileri olduğu ifade edilmişti. Ancak güncel durumda konuşma becerileri, pragmatik dil kullanımı ve akademik performansı oldukça iyi düzeydedir. Buna rağmen ergoterapi ve dil-konuşma terapisi desteği almaya devam etmektedir.
Son dönemde çocuk ve ergen psikiyatrisi ile nöroloji değerlendirmelerinde DEHB tanısı verilmiştir. Ancak aile olarak yaşadığımız güçlüklerin daha çok sosyal etkileşim alanında olduğunu düşünüyoruz. Çocuğumuz arkadaş edinmek istemekte, oyunlara katılmaya çalışmakta ancak zaman zaman akranları tarafından dışlanabilmektedir.
Özellikle son dönemde okulda bazı çocuklara sarılma davranışı gösterdiği bilgisi tarafımıza iletilmiştir. Benzer davranışları ev ortamında da gözlemlemekteyiz. Kendisine sarılmanın her zaman uygun bir iletişim yöntemi olmadığını, iletişimin konuşma ve sosyal kurallar çerçevesinde kurulması gerektiğini açıklıyoruz. Kuralları anladığını ifade etse de davranış zaman zaman devam etmektedir.
Bu durumda;
-
Sarılma davranışı neden ortaya çıkıyor olabilir?
-
Bu davranış sosyal iletişim güçlükleriyle ilişkili olabilir mi?
-
Çocuğa uygun sosyal sınırlar nasıl öğretilebilir?
-
Okul ve aile bu süreçte nasıl iş birliği yapmalıdır?
Yanıt
Çocukların sosyal etkileşim kurma isteği ile sosyal kuralları uygulayabilme becerisi her zaman aynı düzeyde gelişmeyebilir. Bazı çocuklar arkadaşlık kurmak ve yakınlık göstermek isterken, bunu sosyal olarak kabul gören yöntemlerle ifade etmekte zorlanabilirler.
Sarılma davranışı her zaman olumsuz niyetli bir davranış olarak değerlendirilmemelidir. Bazı çocuklar bunu arkadaşlık kurma, ilgi gösterme, oyuna katılma veya sosyal yakınlık oluşturma girişimi olarak kullanabilirler. Ancak okul ortamında her çocuğun kişisel sınırları farklı olduğu için bu davranışın uygun sosyal kurallar çerçevesinde yeniden yapılandırılması gerekebilir.
Bu noktada yalnızca "sarılma" davranışını engellemeye çalışmak yerine, yerine kullanılabilecek alternatif sosyal davranışların öğretilmesi daha etkili olacaktır. Örneğin;
-
Arkadaşına "Merhaba" demek,
-
Oyuna katılmak için izin istemek,
-
"Seninle oynayabilir miyim?" sorusunu kullanmak,
-
El sallamak,
-
Sözel olarak ilgi göstermek,
-
Karşılıklı sohbet başlatmak
gibi sosyal girişim becerileri sistematik olarak çalışılabilir.
Davranışın neden ortaya çıktığını anlamak da önemlidir. Çocuk bazen sosyal kabul görmek için, bazen heyecanlandığında, bazen de akranlarından gözlemlediği davranışları taklit ederek sarılma davranışını kullanabilir. Bu nedenle davranışın hangi ortamlarda ve hangi durumlarda ortaya çıktığının gözlemlenmesi yararlı olacaktır.
Aile ve okulun ortak bir yaklaşım benimsemesi önemlidir. Çocuğa aynı sosyal kuralların hem evde hem okulda tutarlı şekilde öğretilmesi öğrenme sürecini kolaylaştırır. Kuralların yalnızca sözel olarak anlatılması yerine rol oynama çalışmaları, sosyal hikâyeler ve örnek senaryolarla desteklenmesi daha etkili olabilir.
Akademik becerilerin güçlü olması ve iletişim kurma isteğinin bulunması önemli güçlü yönlerdir. Ancak sosyal ilişkilerdeki incelikleri anlama, kişisel sınırları fark etme ve uygun sosyal girişim yöntemlerini kullanma becerileri ayrıca desteklenebilir. Bu nedenle ergoterapi ve dil-konuşma terapisi ekibiyle birlikte sosyal iletişim hedeflerinin gözden geçirilmesi faydalı olabilir.
Bolluca ailesi diyor ki, sarılma davranışı çoğu zaman sosyal yakınlık kurma isteğinin bir göstergesi olabilir. Önemli olan davranışı yalnızca durdurmaya çalışmak değil, yerine sosyal açıdan daha uygun ve kabul gören iletişim yollarını öğretmektir. Böylece çocuk hem arkadaşlık kurma isteğini sürdürebilir hem de sosyal sınırları daha etkili şekilde öğrenebilir.