Önce Bağ, Sonra Eğitim
“Eğitim, ancak duygusal bağın üzerine inşa edildiğinde gerçektir.”
On iki yıl önce küçük bir çocukla çıktığımız eğitim yolculuğunu hatırladım… O şimdi bir delikanlı.
O gün düşündüğüm ve bugün yeniden altını çizmek istediğim gerçek şu:
Bir çocukla eğitim sürecine başlamadan önce kurulması gereken şey yöntem değildir, program değildir, hedef hiç değildir.
Kurulması gereken ilk ve en temel şey duygusal bağdır.
Duygusal bağ kurulmadan başlayan her eğitim girişimi, aynı hataya sürüklenir:
Tekrar eden ısrarlar… karşılıksız sosyal girişimler… artan tükenmişlik…
Terapist anlatır, öğretmen yönlendirir, ebeveyn çabalar…
Ama çocuk orada değildir.
Bağ kurulmadan sürdürülen süreçlerde çocuk;
• direnir,
• jestlerinizi görmezden gelir,
• ifadelerinize karşılık vermez,
• agresifleşir
ve zamanla kendine ya da çevresine zarar verme davranışları geliştirebilir.
Çünkü çocuk önce ilişki ister, sonra öğretim.
Bağ kurulmadan verilen her talep, çocuk için yalnızca baskıdır.
Eğer çocukla aranızda o duygusal devreyi açıp kapatmayı bilmiyorsanız, kaçınılmaz olarak şu soruyu sorarsınız:
“Bu çocukla ne yapabilirim?”
Oysa asıl soru bu değildir.
Asıl soru şudur:
“Bu çocuk benimle ilişki kurabiliyor mu?”
“Çocukla ne yapabilirim?” demeden önce şunu sorun:
• Göz teması kurabiliyor musunuz?
• Paylaşılan bir keyif oluşuyor mu?
• Sizi bir güven figürü olarak görüyor mu?
• Sizinle olmaktan hoşnut mu?
Bu sorulara yanıt “evet” değilse;
her yöntem eksik kalacaktır,
her program yarım kalacaktır,
her emek sonuçsuz kalacaktır.
Çünkü eğitim, ilişkinin üzerine inşa edilir.
İlişki yoksa, eğitim de yoktur.
Biz eğitimden konuştuğumuzda temelsiz konuşmayız;
bazıları ise sadece konuşur.
Çünkü gerçek eğitim, ilişkiyle başlar.